Kara Bahtım Uyanmaz mı

KARA BAHTIM UYANMAZ MI…

Prof. Dr. Tamüla Abbashanlı Aliyeva
Muş Alparslan Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı

Beni candan usandırdı, cefadan yar usanmaz mı?
Felekler yandı ahimden, muradım şem’i yanmaz mı?
…Şeb-i hicran yanar canım, töker kan çeşm-i giryanım.
Oyadır halkı efganim, kara bahtım uyanmaz mı?

Muhammet Fuzuli

Bu gün “Şiirimiz uykudadır” diyenler ta eskilerden bu güne uzayan şiir patikasında ilk adımlarını atan, aynı zamanda cesaretle adımlayan genç şairleri gördüğümüzde bu fikrin yanlış olduğu kanaatindeyiz. Özellikle, son yıllarda Eskişehirli şair İsmail Gül’ün şiirlerini okudukça bu fikrin yanlış olduğunu görmekteyiz.

Evet, çağdaş edebiyatımıza, özellikle, ismini dünya kültürüne yürekle yazan genç şairleri gördükçe kalbimiz onurla, gururla çırpınmaktadır.

İsmail Gül hakkında yazılacak makaleye sadece Türk Dünyasının, Doğu âleminin büyük şairi, artık ismi dünya edebiyatının ölmez şairleri listesine giren Muhammet Fuzuli’ni “Beni Candan Usandırdı…” gazelinden örnek getirmemiz hiç de tesadüfi değil. Burada bir haşiye çıkmak istiyoruz.

Şimdi edebiyat ilmimizde yeni bir bilim türü gelişmeye başlamıştın- Karşılaştırmalı Edebiyat İlmi. Aslında bu tür her zaman olmuş ama bu bilim sahasının teorik yönden araştırılması Avrupa bilim insanlarına göre 30’lu yıllardan başlamıştır. Etki sadece edebiyatta değil, ilmin her bir sahasında vardır.

Edebiyattan konuşsak Homeros’un ünlü destanları olan İliada ve Odiseya’nm İki çay arasındaki kahramanlık destanlarından etkilendiğini görmekteyiz. Makedonyalı İskender İran Şahı Dara’nm hâzinesini yağmaladığında Avesta’yı ele geçirmiş, Yunanistan’ın edebiyatı, felsefe, tıp ve nücum ilmi Avesta’nın etkisi altında gelişmiştir. Hiçbir ilim etki olmadan gelişemez. Etki ile kopyayı karıştırmak olmaz. Etkilenip kendi halkının milli özelliklerine göre eser yazmak ortaya güzel bir yazılı abide koymak, halkına edebi miras bırakmak demektir.

Bir Leyla ve Mecnun efsanesi ne kadar üstat şairin eserine konu olmuştur. Örneğin, iki Türk şairi Nizami ve Fuzuli aynı efsaneden ve bir birlerinden etkilenseler de tamamen farklı bir eser ortaya koymuşlar.

Dünyaca ünlü İngiliz tiyatro yazarı, şairi Şekspir Romeo ve Jülyef’i yazarken Nizami Gencevi’nin Leyla ve Mecnun’dan etkilendiği bilim insanları tarafından kanıtlanmıştır. Veya Orta Cağ Avrupa romanı sayılan Tristan ve İzolda’nın Aslı ve Kerem’le çok benzerlik olduğunu diye biliriz.

İsmail Gül’ün yeni basılacak kitabı Yağmur Yüklü Yüreğim kitabındaki şiirlerin Muhammet Fuzuli’nin sevgiliye sitem konulu şiirleriyle seslenmektedir. Her iki şair benim efganım insanları uyandırır demekte, sadece sevgili bu efgana karşı lakayttır. Bu efgan onun umurunda bile değildir. Her iki şair vefasız yar yüzünden canlarından usanmışlar, ama yar cefadan usanmamıştır.

İsmail Gül: ‘”Umursamaz tavrınla yaşamaya küstürdün…” -diyor ve okur anlıyor ki. Fuzuli vefasız yar yüzünden canından usanmışsa, İ.Gül’ün lirik kahramanı yaşamaya küsmüş, bivefa yar yüzünden divaneye dönmüş, ölümcül hasta olmuş, derdinin dermanı yarda imiş… Sevginin ise umurunda değil yarının efkarı, derdi katmerlenmiş…

Evet, Eskişehir’den başlayan yolculuk artık Türkiye’nin her tarafına uzayan şiir, sanat yolunda alnı acık, yüzü ak ilerleyen İsmail Gül’ün yeni yayımlanacak kitabına yazılacak makalenin girişini yaptık.

Bu gün ben de sizlere hakikatlere didade olan, fikri hayali azat olan bir şairden konuştum. Eskişehir’de dünya güzeli akıllı kızıyla mütevazı, asıl şair hayatı yaşayan bir şairle- İsmail Gül’le, onun şiirleri ile tanış ettim. Allah İsmail’i sevdiği için ona güler yüz, tatlı dil, temiz kalp ve şairlik yeteneği vermiş… Ne mutlu İsmail’e…Yolun açık olsun İsmail Gül… O güzel şiirler yazan elin hiç yorulmasın.

Etiketler:

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz